Zamansız gelen hissiyatların doldurduğu kadehlerde boğuluyor hayallerim
Gelemeyenlerin yoluna dizilmiş kediler
Yalnızlığımın eşliğinde dikilmiş bekliyorum
Elimde bir bardak su
Gelenin gidişine hazır
Bilinmeyenleri seziyorum
Susuzluk, sensizlik, en çok da bensizlik içinde
Aydınlıklarda karanlığa dalıyorum
Gözlerim boş duvarlara aşık
Bomboş ya da haddinden fazla dolu bakışlarla
Duyuyorum çığlıklarımı
Kimseye ulaşmayan, ulaşamayan
Otobüsün kalkmadığı duraklarda
Başımı göğe kaldırmaya mecalsiz
Kaldırım taşlarını ezberliyorum
Olur da çizgilere basarsam rüyalarımda
Eleniyorum
Elem ıslatıyor ellerimi
Lavaboda birikmiş bulaşıklar
Sepette kirli çamaşırlar
Kapının önünde ayakkabılar
Cenaze evi gibi şimdi buralar
Öyle kalabalık ama lüzumsuz
Hatrıma düşer ölülerin gülüşleri
Toprak kokusu sararken bedenimi
Bit demet ölü papatyayla
Başında sıramı beklercesine
Sessizce izliyorum
Hayatıma izinsiz girenleri
Çıkamayanları
Beni benden alanları
Yakınlığıyla uzaklaşan dudakların mecbur
Yapıştırılmış bardaktan sızan su damlalarıyla ıslatıyorum
Lakin bu öyle bir yangın ki
Damlalar deryaya dönüşse de kar etmiyor
Ben sana ulaşamıyorum
Bu yorum yazar tarafından silindi.
YanıtlaSil