Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Mayıs, 2020 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Mavi Bir Bayatlık

Bu bahar martıların kanatları ihaneti taşıyor Aklı dağılmış ellerime Son adağın kanı akarken Tanrıları kıskandıran gözlerin Mavi bir bayatlıktan ibaret kalıyor Seni ısıtsın diye verdiğim şal Kış rüzgarlarına dayanmışken Bir balonun ipine takılıyor Son yaprağı da terk ediyor artık Saçları beyazlamış kiraz ağacını Yeni yetme bir hüzün belirecek oluyor bir kaktüsün çiçeğinde Yetişkin kum taneleri peşi sıra geliyor fani limanlardan umut Ehlileştirilmemiş bir buluttan kopup gelen damlalar Saçlarımda dans ediyor Tam o saniye haykırmak istiyorum Aklıma kazındığını sandığım adını Ama en son nerede bıraktığımı dahi hatırlamıyorum Sahi anahtarlar masada, şemsiyem dolapta Mutfakta da bir taze ekmek Ancak firarına dair bir iz bile yok penceremin pervazında Olsun diyorum Masaya bir bana bir geleceğe kadeh çıkarıyorum Evcilleştirilmiş şarap boğazımdan akarken Gözlerim kapıda Yeni çığlıklara gebe kırlangıcı bekliyorum

Huzurun Kokusu

Huzur diyorum Bir kokusu olsa sen olurdun Tenine sinmiş cesaretin kokusu Hiçliği sevdiğim anlarda İçinde kaybolduğum bir sis misali Satır aralarını ezberlediğim kitapların dokusu gibi tenin Kendi ütopyamda gerçeklik perdesinin yırtıldığı Hayallerin, sınırların, korku ve zaafların gözler önüne döküldüğü gecelerde Sabaha ulaşmayan düşlerin pençesinde Huzursuzluğun son çırpınışlarının acı dolu inlemeleri kulakları tırmalarken Bakışların bir tuvale vurulan son fırça darbesi gibi indi  Surlarımın yorgun duvarlarına Ebedi sandığım yalnızlığa eşlik etmeye geldi dudaklarını terk eden her bir nefes Düşlerimi ölümün soğuk kalp atışlarından ayırmaya.