Zamansız gelen hissiyatların doldurduğu kadehlerde boğuluyor hayallerim Gelemeyenlerin yoluna dizilmiş kediler Yalnızlığımın eşliğinde dikilmiş bekliyorum Elimde bir bardak su Gelenin gidişine hazır Bilinmeyenleri seziyorum Susuzluk, sensizlik, en çok da bensizlik içinde Aydınlıklarda karanlığa dalıyorum Gözlerim boş duvarlara aşık Bomboş ya da haddinden fazla dolu bakışlarla Duyuyorum çığlıklarımı Kimseye ulaşmayan, ulaşamayan Otobüsün kalkmadığı duraklarda Başımı göğe kaldırmaya mecalsiz Kaldırım taşlarını ezberliyorum Olur da çizgilere basarsam rüyalarımda Eleniyorum Elem ıslatıyor ellerimi Lavaboda birikmiş bulaşıklar Sepette kirli çamaşırlar Kapının önünde ayakkabılar Cenaze evi gibi şimdi buralar Öyle kalabalık ama lüzumsuz Hatrıma düşer ölülerin gülüşleri Toprak kokusu sararken bedenimi Bit demet ölü papatyayla Başında sıramı beklercesine Sessizce izliyorum Hayatıma izinsiz girenleri Çıkamayanları Beni benden alanları ...