Önü alınamaz bir boşluk
Bu boşluğu katran misali dolduran sözlerin
Acınası bir yanlışlığı yalnızlıkla düzeltme arzusu
Hep bundan bir yerlere sığınma çabası
Notalara, çizgilere, dizelere
Hatta bu dünyaya sığamayışım
Yazdıkça susayışım hep bundan
Simsiyah yapışkan bir sıvıyla, senle
Yanlışlarımı düzeltiyorum sanışım
Ulaşır mı sessizliğim gözlerine bilmiyorum
Doğru gemide yanlış limanlara yelken açıyorum
Önce kahrediyorum, sonra azlediyorum bu ruhu
Ağırların arasında kör kalıyorum
Ben i-şimdi nasıl sığdırayım çaresizliğimi
Şiir dediğimiz bu kelime yığınına
İçimdeki yığını toparlayamamışken hem de
Hem de ben bile bana sığmıyor, dolup taşıyorken
Bu yalnızlığa hasret kimsesiz kollar
Bu sessizliğe hasret titremeler
Bu duyulmayan yakarışlar
Denedim… çöllerde açmayı
Hatta kutupta bir kaktüs olmayı
Ama işte unuttum inanmayı
Kendime, sana ama en çok şiirlere
Gelmeyişlerini, gelemeyişlerine sığdırdım
Yalanlarını doğrularınla sakladım
Nerede görsem seni benle süsledim
Sonra üfledim sura
Savaş meydanındaki korkak erdim ben
Hem de en ön hatta
Tir tir titrerken bacaklarım
Bakışlarım bile net değilken
Hata bilmezken silah kullanmayı
İnadına durdum siperde
Denedim…
Şimdi bir zafer madalyasıyla
Göğsümde resmini taşıyorum
Bütün cesaretinle savaş hattının ardından verdiğin emirlere bakıyorum
Savaşmayı bile bilmiyor oluşuna yanıyorum
Yani sevgili,
Senle çıktığım meydana seni gömerek
Zafer çığlıklarıyla eve dönüyorum
Bütün eksikliklerime rağmen
Kurulmuş düzensizlikteki düzene sığınma umuduyla
Ve seni yenmenin sevinciyle.
Yorumlar
Yorum Gönder