Ana içeriğe atla

Mavi Bir Bayatlık

Bu bahar martıların kanatları ihaneti taşıyor
Aklı dağılmış ellerime
Son adağın kanı akarken
Tanrıları kıskandıran gözlerin
Mavi bir bayatlıktan ibaret kalıyor
Seni ısıtsın diye verdiğim şal
Kış rüzgarlarına dayanmışken
Bir balonun ipine takılıyor
Son yaprağı da terk ediyor artık
Saçları beyazlamış kiraz ağacını
Yeni yetme bir hüzün belirecek oluyor bir kaktüsün çiçeğinde
Yetişkin kum taneleri peşi sıra geliyor fani limanlardan umut
Ehlileştirilmemiş bir buluttan kopup gelen damlalar
Saçlarımda dans ediyor
Tam o saniye haykırmak istiyorum
Aklıma kazındığını sandığım adını
Ama en son nerede bıraktığımı dahi hatırlamıyorum
Sahi anahtarlar masada, şemsiyem dolapta
Mutfakta da bir taze ekmek
Ancak firarına dair bir iz bile yok penceremin pervazında
Olsun diyorum
Masaya bir bana bir geleceğe kadeh çıkarıyorum
Evcilleştirilmiş şarap boğazımdan akarken
Gözlerim kapıda
Yeni çığlıklara gebe kırlangıcı bekliyorum

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Hapishaneye Aşık

Gecenin bitmesine saatler kala Ruhum camın kenarından seyrederken ruhunu Birden karanlığa gömüldü her yer Seni ilk o zaman gördüm Sözlerinin ahengini tenimde ilk o zaman hissettim Ellerindi çizen yolumu Ve nefesindi hazırlayan sonumu Camın ardında beklerken kayıp ruhlar Ve biz kaybolmuşken birbirimizde Bir ampül parladı aniden Uyanıkken görülen bir rüya gibi Gardını indirmiş bir nöbetçinin tedirginliğiyle bakan gözlerin Savaşta bir saniye de olsa durup etrafı seyredişinde yatan çaresizliğin Ve bir de kenara atılmış benliğinin parçaları ilk defa o zaman çıktı gün yüzüne Ve o an bayım tek kişilik hayatımın son günü oldu İnanmadığım bir tanrının tokadını yemişçesine savruldum Şeytanın avucunda bir kelebek misali hapsoldum Bendeki de delilik ya bu hapishaneye aşık oldum ...

Sığamayanlara

Önü alınamaz bir boşluk Bu boşluğu katran misali dolduran sözlerin Acınası bir yanlışlığı yalnızlıkla düzeltme arzusu Hep bundan bir yerlere sığınma çabası Notalara, çizgilere, dizelere Hatta bu dünyaya sığamayışım Yazdıkça susayışım hep bundan Simsiyah yapışkan bir sıvıyla, senle Yanlışlarımı düzeltiyorum sanışım Ulaşır mı sessizliğim gözlerine bilmiyorum Doğru gemide yanlış limanlara yelken açıyorum Önce kahrediyorum, sonra azlediyorum bu ruhu Ağırların arasında kör kalıyorum Ben i-şimdi nasıl sığdırayım çaresizliğimi Şiir dediğimiz bu kelime yığınına İçimdeki yığını toparlayamamışken hem de Hem de ben bile bana sığmıyor, dolup taşıyorken Bu yalnızlığa hasret kimsesiz kollar Bu sessizliğe hasret titremeler Bu duyulmayan yakarışlar Denedim… çöllerde açmayı Hatta kutupta bir kaktüs olmayı Ama işte unuttum inanmayı Kendime, sana ama en çok şiirlere Gelmeyişlerini, gelemeyişlerine sığdırdım Yalanlarını doğrularınla sakladım Nerede görse...